nakış oldu ömrüme yollar
döne döne, kıvrıla kıvrıla işlendi
ince bir iple zaman
sonra saçlarımın
beyazı döküldü
tel tel eski
bir sevda örüldü
yine de bitmedi yollar, nakışlar eskidi
renklerinden çiçekler söküldü
sırıttı kederler, içi yandı hatıraların
bavullara sor söylesin
kışlık ayrı, yazlık ayrı bir veda
gidişlerimle dolu her bir hazırlık
ne zaman bir sevince dursam
yüzünde bir sinsi gülümseme, çıkageldi ayrılık
sıcaktı ve nemliydi o akşam
nemdendir dedim, kandırdım gözlerimi
tren gitmekteydi rayları ufka dolayarak
bilinmezliğe koşuyordu ağzında bir türkü
ben de koşuyordum notaların ardından
çığlığımı yollara bırakarak
el salladım yol
kenarlarında açan sürgün çiçeklerine
bir daha nerede açar , nerede solar bu çiçek
kim sular artık çeşmesinden sevgiyle
veya kim duyar suya yazdığım sözlerimi
öldürmeye yeminli kötü zamanlardı
öylece çekilmiştik kalbimizin odalarına
kalbimiz ince bir ezgiydi, yalnızlığa dayanamazdı
duvarlar soğuk, akşamlar gölgesiz, kapı önleri
insansızdı
bir sabah sustu
şarkı, hasretini coğrafyasına fısıldayarak
gitti içimizin baharları, yazları, hatta kışları
mevsimsiz kaldık tarumar edilmiş bahçelerimizde
bir fırtına kopardı çiçeklerimizi
savrulduğu yerde bir daha açmadı tohum
işte o günden
beri yollar arıyor beni
............
Emine Başa
Mayıs 2025

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder